Zincirleri kırdı dünyayı sardı

  • Zincirleri kırdı dünyayı sardı

Zincirleri Kırdı Dünyayı Sardı

     Su tulumbasının zamana yenik düşmesiyle yeni arayışlara girer. Ve karşısına o ana kadar Çekoslovakya’dan ithal edilen zincir çıkar. Mithat Eğinlioğlu, 40’lı yılların sonunda Balıkesir’de zincir üretimiyle yine zorlu bir maceraya girer. Çocukluğundan itibaren üretimin içinde aktif görev alan Hasan Ali Eğinlioğlu ise bir süre kapalı kalan işletmeyi tekrar ayağa kaldırmak için asker dönüşü dümene geçer. Bir süre geceli gündüzlü tek başına üretim yaparak Eğinlioğlu Zincir’i tekrar ayağa kaldırır. Meşhur 5 Nisan kararlarıyla iç piyasada yaşanan sıkıntıyı ihracatla aşar. Bugün üçüncü kuşağın da görev aldığı firma, Çin’den Amerika’ya kadar 45 ülkeye katma değerli zincir ürünleri ihracatı yapıyor. Üretim kapasitesi ve çeşit anlamında Avrupa lideri olan Eğinlioğlu’nun gündeminde yük kaldırma ürün grubunda yurtdışında mağazalaşma var.

                                                                                  

     HASAN Ali Eğinlioğlu... Tıpkı babası merhum Mithat Eğinlioğlu gibi başarıda ısrarcı yapısıyla dikkat çeken bir sanayici. En zor ve sıkıntılı günlerde bile üretimden asla vazgeçmeyen, bu süreçleri yeniliklerle taçlandıran Eğinlioğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ali Eğinlioğlu ile girişimcilik serüveninden gelecek planlarına kadar birçok şeyi konuştuk. 1955 Balıkesir doğumlu olan Eğinlioğlu, 2. Dünya Savaşı sonrası babasının Ayvalık’taki ocaklardan kurşun hammaddesi getirip izabe ederek kurşun ürettiğini söyleyerek, şöyle devam etti:  O meslek su altında kaldı“1940’larda ülkenin kurşun ihtiyacını karşılıyorlar. Tabii bir süre sonra bu ocakları su basıyor. Başka yerden hammadde getirmek zor olduğu için o meslek suların altında kalıyor. Yeni arayışlara giriyor ve karşısına su tulumbası çıkıyor. Ve Balıkesir’in ilk sanayi kuruluşu olarak faaliyete geçiyor. Dökümhaneler kuruluyor. Ama zamanla elektrikli pompalarının çıkması, yeraltı sularının daha derinlere çekilmesi gibi nedenlerle su tulumbasının popülaritesi azalıyor. Su tulumbasının atıl duruma düşmesiyle sanayici ruha sahip olan babam yeni şeyler üretmek istiyor. Teneke tava, ızgara şişleri ve maşalar yapıp köy pazarlarında satmaya başlıyor.” 

İnşaat demirini görünce

     Teneke tava, ızgara şişleri ile maşa üretiminin babasına hafif geldiğini dile getiren Hasan Ali Eğinlioğlu, “Yine arayışlara  giren   babam, bir inşaatın önünden geçerken deprem bağlantısı için   inşaat demirinin ucunun kıvrıldığını görünce bir aydınlanma yaşıyor. Bu yöntemle ‘zincir baklası yapabilirim’ diyor. 40’lı yılların sonunda böylece zincir üretimi ortaya çıkıyor. O dönem   Türkiye’nin Çekoslovakya’dan ithal ettiği zinciri üreterek bir ilke   imza atıyor. 250-300 kişilik ekiple zincir üretim serüveni başlıyor. ‘ Mithat Usta bunu elle, ayakla yapıyorsa biz makineyle yapıp   satarız’ diyen bir grup İtalya’dan makineler getirerek zincir üretimi yapıyor. Ama bu grup babamla rekabet edemedi ve ‘Bu bizim işimiz değil’ diyerek makineleri babama sattı” diyerek, böylece makineleşme sürecinin başladığını paylaştı.


                                                                                  

 Makinesini de üretti

     Makineye geçişin ardından artan üretimle birlikte talepte de patlama yaşandığını söyleyen Hasan Ali Eğinlioğlu, o süreci şöyle aktardı: “Makineleri çoğaltmak adına tüm makineler sökülüyor, dökümhanede kalıpları alınıyor. Olmaz denen şeyi üretimde kullandığı makineleri de kendisi üretiyor. İşletmemiz evin altındaydı. Orada büyüdüm. İşçi olarak çalıştım. Kendini bildi bileli çok zor şartlarda çalışan babam, elden ayaktan kesilince işler durdu. Tam o dönemde askere gittim. Evliydim. Asker maaşıyla geçindik. Askerden döndüm, babam vefat etti. Sonra ben zincir üretimini tekrar başlattım. Çok zor şartlarda geceli gündüzlü eşimin de desteğiyle bir süre tek başıma çalıştım. Babam gibi çok mücadele ettim. ‘Yapamazsın’ denen birçok şeyi yapıp işleri büyüttüm. 5 Nisan 1994 ile birlikte işler bıçak sırtı gibi kesildi. ‘Başka bir sektöre mi geçelim?’ dediğimiz dönemde Alman KOBİ’lerle Türk KOBİ’leri tanıştıran bir vakıf aracılığıyla Almanya’ya gittim. Zincir ihtiyacı olan bir firmayı bulduk. ‘Bu meslek bizi taşımıyor’ dediğimiz bir anda hayaller değişti. İhracatçı olduk. Hedefleri doğru koyarak bugünlere gelmeyi başardık. Bugün Balıkesir OSB’den dünyaya açılıyoruz.”


AVRUPA’NIN BİR NUMARASI 

     KURUCULARI Mithat Eğinlioğlu’nun geçmişte çubukları tek tek keserek elle zincir baklaları yaptığını anlatan Hasan Ali Eğinlioğlu, şimdi ise yazılımıyla birlikte yüzde 90’ını kendilerinin ürettiği makinelerle saniyede bir zincir baklası imal ettiklerini aktardı. Eğinlioğlu, “Üretim kapasitesi ve çeşidi olarak Avrupa’nın bir numarasıyız. Hayvancılıktan otomotive birçok sektöre zincir veriyoruz. Çin’den Amerika’ya, Tayland’dan Almanya’ya kadar 45’e ülkeye ihracat yapıyoruz. Çok özel ürünlerimiz var. ‘Force Chain’ ve ‘Globe’ markalarıyla üretiminin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz” diyor.



MAĞAZALAŞMA HAMLESİ

     GEÇMİŞTE yabancı şirketlerin kendilerinden zincir alıp üzerine bir halka ya da kanca takarak ürünü 5-10 kat fiyat farkıyla pazara sunduğunu söyleyen Hasan Ali Eğinlioğlu, “Bunu görünce AR-GE odaklı yapımızla birlikte katma değerli ürünlere de odaklandık. Patenti bize ait olan çok özel ürünlerimiz var. Her ürüne tek tek sertifika, nüfus kağıdı veriyoruz. Özellikle yük kaldırma ürünleri için bu çok önemli. Şimdi bu ürünlerle ilgili yeni çalışma içindeyiz. Bu ürünlerin yer aldığı bir mağazalaşma hamlesi düşünüyoruz. Bu mağazalar yurtdışında açılacak” diyerek, perakende satışta da olacaklarını dile getirdi. 

EN BÜYÜK RAKİBE İHRACAT YAPIYOR

     Şu an en büyük rakiplerinin Çinli bir üretici olduğunu söyleyen Hasan Ali Eğinlioğlu, “Onlar 2 bin kişiyle bu işi yapıyor, biz ise 160. Biz teknoloji odaklı bir şirketiz. Tabii en güçlü rakibimizin olduğu yere, Çin’e ihracat yapıyoruz. Şimdi oraya çok farklı ürünler de ihraç etmeye hazırlanıyoruz. Bizi geçmişte bir fon şirketi satın almak istedi ama sıcak bakmıyoruz buna. Şu an Almanya’da depolarımız bulunuyor. Bunu birçok Avrupa ülkesine yaymayı düşünüyoruz. Bunu yaptığımız zaman bu depoları satmak gibi planlarımız var. Sonuçta yine ürünü bizden satın alacak” diyor.

KISA KISA
* Çeşitli sektörde Türk firmaların Avrupalı markaların fasoncusu olduğu bir ortamda Hasan Ali Eğinlioğlu, bunu tersine çevirmiş. Eğinlioğlu, “İtalya ve Çin’de basit ürünlerimizi fason olarak ürettiriyorduk. Ama hızımıza yetişemediler. Şimdi bu ürünler için bir hat kurduk” diyor.


Mete Tamer Omur

Hürriyet